Sinop'tan Av Güncesi
M. Uğur BARUTÇU
Bir gece önceden sözleştiğimiz gibi
saat sabah 10.00'da Hakkı Aksoy arabasıyla kapıda bitiverdi.İyi bir huyum
vardır avcılıkta. Ne bekletirim nede iyi bir bahane yoksa beklerim.Bunu çok
iyi bilen avcı arkadaşlarım bilirler ki sözleştiğimiz saatten 5 dk. önce ben
buluşma yerindeyimdir.Malum kış şartları yollar kar buz ,gitmek için daha
rahat olduğundan ve avın bir günlük olmasından dolayı ve zamanla
yarışacağımızdan, ocağımızın kurumasını da göze alarak Hakkı bey'in V6
Nissan Pathfinder ının tercih ediyoruz yolculuk için.Saat 10.15de Hakan
Alemdar kapıda ezberlediğim haliyle bekliyor bizi.Onu'da alarak rasgele ve
hayırlı yolculuk dilekleriyle basıyoruz gaza.Şamata gırgır yol göz açıp
kapayana kadar geçiyor.Saat 18.30 'da süreğin düzenlenecek olduğu
ilçe'deyiz.Son derece sıcak ,içten bir karşılamayla bizim için hazırlanan
avcılar kulübü binasında ki soframıza oturuyoruz.Masaya nefis bir Sazan
yatırıyorlar önce ,aslında çok sevmem sazanı ama bu kadar güzel
hazırlanmışını ilk defa yiyorum.Eh balık olurda rakı olmazmı,dayanamıyorum
kulüp başkanı Adnan ağabeyin ısrarlarına ve 2 kadeh domuz sıkısını meze
yapıyorum muhabbete.Vurulan domuzlar,kesilen köpekler,bölgedeki
geyikler,kurtlar ve ayılar merkezi oluyor muhabbetimizin.Kulüpte avcıların
av ve yaban hayatına bakışı o kadar korumacı ve bilinçli ki inanın
gördüklerim beni çok şaşırttı ve mutlu etti.Ertesi gün yapacağımız av için
planlar son olarak gözden geçiriliyor kalkış saati 05.00.Bizim için ayrılan
eve gidiyoruz yatmaya.Saat sabah 4.30 da ayaktayım yarım yamalak bir uyku
,aynı odadayız ve herkes aynı durumda ,baş ağrısı ve yerimi yadırgadım işin
bahanesi.Gerçek uykusuzluk sebebi av heyecanı.Hakan Alemdar av delisi ve bir
ekol, hayatını ava vermiş vurduğu domuz sanırım buradan bilimum yerlere
köprü olur.Hakkı Aksoy meşhur avcı Nadir beyin torunu,son derece centilmen
uyumlu disiplinli ve iyi bir avcı ve aynı şekilde hayatını av üstüne kurmuş,
yaşam tarzı yapmış.Ben malumunuz....İşin ilginç olan yanı ava verilen
yılların sonunda yinede avcılığın hergün sanki ilk av günüymüş gibi
başlaması.Sabah kulüp binasında sıkı bir kahvaltı ve vuruyoruz kendimizi
yollara.İlçe merkezinden yaklaşık 40 km lik bir yolculuktan sonra domuz avı
için özel izin alınmış Milli Parkın yanındaki köydeyiz.Köylüler o denli
yılmışlarki domuzlardan bizi onları Yunan zulmünden kurtaran şanlı Türk
ordusu gibi karşılıyorlar.Yerde 4 parmak kar, köy meydanında ateş
yakılmış,her evden semaverler akıyor dışarı,çay tavşan kanı.Avcılar ve
sürekçiler toplam 30 kişi kadarız.Bunların sadece 10 tanesi avcı .Önceden
hazırladığımız ve boyadığımız(numarası belli olmasın çirkin gözüksün ve
atılsın diye) 16 ve 12 kalibre fişekleri sürenci reislerine veriyoruz
dağıtması için.Onların domuz vurması ve bizimde tek kurşundan başka fişke
kullanmamız güvenlik açısından yasak .Ve köy yerinden meraya hareket
ediyoruz. Manzara inanılmaz,yüksek orman altları genelde açık yani köpeksiz
sürmeye müsait.Yerde 5-6 parmak kuru kar.Vurulmasada olur dedirten
cinsinden. Bir koşarken görsem yeter.Köpeğimiz yok gibi birşey, bu başta
benim moralimi bozuyor alışmışız köpek sesi dinlemeye ama bir yerden de iyi,
zira köpek olduğu zaman avın ne zaman biteceği belli olmuyor .Alıp başını
gidiyor köpek bazen, karaca çakal peşine,köpek ara ondan sonra.Bek
yerlerimize dağıtılıyoruz.Diğer 2 minibüs ortadan kayboluyor sürencileri
başlama noktasına bırakacaklar.Her taraf kurt ve geyik izi.Geyiğin lafı bile
edilmez ama içten içe ah bir kurt çıksa diyorum,şöyle erkeğinden.Domuzlar
kızan zamanında .Sürüler birbirlerine karışmış.Yollarda bir gece önceden
tutku ve romantizm dolu izler var domuzlardan kalan.Taa İstanbullardan
geldiğimizden ve öncelikle misafir olduğumuzdan hep en iyi yerlere
koyuyorlar bizi.İlk postada ki bek yerim bir ağaç altı ,önüm açık süze süze
at cinsinden.Zaten istediğimde o.Çok uzaklardan sürencilerin patırtısı
gelmeye başlıyor,yaklaşıyor,yaklaşıyor...Boş! tüm hayallerim bir anda
sönüveriyor.Hani be Milli Park ayıp sana hiçmi mahluk kalmadı burada.Bana
uzak 2 tilki ve bana çok yakın 1 tavşan kayıyor yanımdan.Sürencileri görünce
nasılsa orman boş diye tavşana niyeti bozuyorum ama kilitlenmişim artık
büyük ava kurttan aşağısı kurtarmaz.Toplanıyoruz,allah allah,hayret diyor
herkes nasıl olmaz.Aklıma gelen tek cevap domuzlar çiftleştiği için sürüler
birbirine karışmış ,yani bulundumu kalabalık sürülere denk geleceğiz.
İkinci posta çiftlik tabir edilen bir bölegeye yapılıyor.Tüm şirinliğimi
sergiliyorum posta başına şöyle manzaralı ve kıyak bir yere oturayım
diye.Dede lakaplı bir amcayla yokuş aşağı kah karlarda yuvarlanarak kah
kırılmasın diye çanağı kollayarak yarlardan aşağı iniyoruz.İnanılmaz bir
manzara.Görüş alanım 400-500 metre açıklık, sürenciler tam üstüme
sürüyorlar.Patırtı başlıyor.Sıkı duruun geliyooo!Önce 3 tane karaca
görüyorum.Dişi ve 2 yavrusu.Sonra tek bir domuz çok uzak ama sanırım
azılı,karı tozutarak iniyor aşağı 200 metre arkasında köpek kovuyor.Ve bir
sürü,sayıyorum tam 17 taneler azılının gittiği yönün tam 90 derece ters
açısına gidiyorlar yani posta dışı olacaklar.Biraz yakın olsalar belki
dönerler diye atacağım önlerine ama çok uzaklar.Dişi karaca yavrularıyla
yanıma geliyor ,yavrular büyümüş işi yırtmışlar yakında ayrılırlar
analarından.Dişinin bana mesafesi taş çatlasın 15 metre 3-4 dakika boyunca
sürenciler arkadan bastırana kadar donuyor orada.Yanında ki yavruların
kuyruk sallamasını,oynamasını seyretmek inanılmaz.Tanrım rüyadamıyım,ah be
fotoğraf makinası yine niye unutturdun bana kendini.Sonra çatırtı kopuyor
aşağıda ya başka bir sürü yada tek azılıya atıyorlarBen tam 18 fişek sayıyorum atılan.Hiç
yivli patlaması yok demek ki Hakan ve Hakkı abi yine şanssız.Sürenciler
geçiyor av bitiyor.Onsekiz el tek domuza atılmayacağına göre sürüdür diyorum
içimden,tüh yine vuruldu yeni döllenmiş analar.Aşağı indiğimizde vurulanın
tek azılı olduğu görüyorum,oh be yırtmış sürü.Azılı gayet yakışıklı 120 kilo
ve 20 cm civarı .Önce köyden bir avcı arkadaş görüyor 5 el atıyor vurulmayan
azılı terse dönüyor ve kulüp başkanı Adnan abiye çıkıyor.Adnan abi bunu ilk
kurşunda deviriyor tam koltuktan ama hayvanda ne adrenalin varsa bir gidiyor
bir yatıyor.Adnan abide peşinden koşarak üstünde ne varsa atıyor.Sanırım
hayvan vücüdundaki deliklerden değilde üstündeki kurşunların ağırlığından
yorulup yattı :).Gülüşmeler,şakalar ve fotoğraflar derken sarpın içinde
terse dönen domuzlardan 2 tane daha vurulduğunu duyuyorum.Bende hareket yok
daha tetik kesmedim ama muhabbet ve manzara o kadar güzel ki hiç önemli
değil.Üçüncü postayı daha sık ve bir dere içine yapıyoruz.En nefret ettiğim
yerde akarsu kenarındayım,şıpır şıpır su sesi ne gelir ne gider hiç bişey
duyamayacağım ,gözüme kuvvet.Hakan abi çok yukarda jipin yanında ben
gelmiyeceğim siz gidin ben buradayım diyor.Hemen uyanıyorum tabi işe durduğu
yerin manzarasını görünce.Sürencilerin sesi gelmeye başlıyor.Akabinde
yivlinin patlamaları.Önce peşpeşe 2 tane sonra aralıklı 8 tane daha.Salvo
ateşi.Solumda adam olmasa koşacağım ,biliyorum ki Hakan abi yukarıdan dağdan
dağa atıyor ve mermiyi yiyen hayvan kendini benim soluma atacak.İleriden 7-8
el daha silah sesi geliyor.Beğenmediğim köpek getirmiş bütün domuzları.Sürek
bitiyor toplanıyoruz. En başa bırakılan 2 kişi 4 domuz vurmuşlar,ilçe
kulüpten arkadaşlar,hep ufak domuz hiç azılı yok.Hakan abi de ilk domuzu 200
metrede vurmuş sonra gelen sürüye şarjörü boşaltmış.İki tanede orada
kalmış.Bir ana domuz iki de 40-50 kiloluk.Sürü mermiyi yiyince tam tahmin
ettiğim yerden geçmiş.Tüh gene kıl payı kaçırdık.Ateş yakılıyor ve nevaleler
ortaya dökülüyor ,sıkı bir öğlen yemeği ayak üstü kaçan ve vurrlanların
muhabbeti.Herkes memnun.Son ve 4. posta daha önce iyi bir azılının
kaçırıldığı yere yapılacak.Ve bölgede kalabalık bir sürü olduğuda tahmin
ediliyor.Bende daha siftah yok, bırakın vurmayı atamadım bile.Aklımda hep
bir azılı var.Aptala malum olurmuş.....
Beklediğim yer daha doğrusu bırakıldığım yer bir dere yatağının üstü arkama
bakıyorum değme domuz buradan geçemez duvar gibi dik.Eee! benim burada ne
işim var diyorum içimden.Daha iyi bir görüş açısı için yukarıya yani
arkamdaki duvar gibi set yapmış yamaya çıkmam lazım.Bu seferde domuzun
geçmesi muhtemel dedikleri yere menzil olarak uzaklaşacağım.Kendime güvenip
vuruyorum yamaya,karın buzun üzerinde kaya kaya dört ayak on tırmak
çıkıyorum.Hah şimdi oldu geçerse şansı yok!
Tam 50 metre sağımda ilk vurulan azılının azraili 15 kurşun Adnan abi
var.Ona hafiften sesleniyorum yerimi belli etmek için.Nasıl çıktın oraya
yeğenim diyor bana ,kanayan ellerime ve kırık tırnaklarıma bakıp kolay oldu
diyorum gülerek.Sürek başladı.Hava feci ayaz ayaklarım karın içinde ve kar
hafif atıştırmaya başladı.Poların içindeki keçe yeleği çıkartıp yere
koyuyorum ve üstüne oturuyorum.Ayaklarımda sabahtan beri dikilmekten derman
yok.Atışı diğer beklediğim yerlere göre daha uzaktan yapacağımdan ilk iki
fişeği Sabot Magnumla değiştiriyorum.Sonrakiler düz remingtonlar.Tüfeğin
askı kayışınıda çıkartıyorum atış yaparken takılmasın diye.İçimemi doğdu ne.
15-20 dakika sonra inceden patırtılar ve köpek sesi.Rüzgar bana doğru köpek
sesi yaklaşıyor önümde tepede Hakkı Aksoy var,yivlisi ile uzak atış yapsın
diye dikildi.Hakan Alemdar sağ üst çaprazımda,tepede.Onlardan bana domuz
geçmesi (canlı) zor sadece sol tarafımdaki uzak yamadan gelirse belki.Köpek
sesini dinliyorum ve manzaraya bakıyorum.Allahım iyiki avcıyım!Sonra bir
çatırtı geliyor kulağıma.Fırlıyorum yerimden neyse o göremiyorum bulunduğum
yerden.Sola gidiyorum ,yarı koşma yarı kayma.Kafamdaki bere dala takılıyor
yere düşüyor koşarken.Çarptığım dalların üstünden kafama düşen karlar
hissetiriyor bana bunu.Ve görüyorum onu tüm ihtişamıyla.... karşımdaki
yamayı yan geçiyor.Koşarken yelesi dalgalanıyor.Tek bir iri azılı belli
kendinden emin.Kimbilir kimlere pabucu ters giydirdi.Tüfek yüzümde biraz
süzüyorum.Önce diz çöküp atayım diyorum sonra vazgeçiyorum.Yolun bir
yanındaki tepede o var bir yanındaki tepede ben,aramızda da bir nehir
yatağı.Mesafe 80 metre kadar,30 -40metre daha giderse görüşümden
çıkacak.Boynuna nişan alıyorum ve dokunuyorum tetiğe. Bir bez oluyor adeta o
koca domuz,yere düşüyor önce biraz çırpınıyor.Tereddütteyim ikinciyi
göndereyeyim mi diye.Biraz daha çırpınıyor ve 40-50 metre aşağıdaki dere
yatağına yuvarlanarak iniyor.Yuvarlanışın ilk 20 metresinden sonra
göremiyorum onu.İçim pır pır ,sakın kalkıp gitmesin....nereye gidecek
diyorum içimden,iyi baktım tüfeğin arkasından .Rifle tüfek ,sabot magnum
fişek, eşek değil ya.Yerimi bırakmamam lazım.Daha posta bitmedi.İlerileri
kesiyorum sabırla ,içimde önüne geçilemez bir sigara yakma isteği.Gel be
allahın belası köpek gelde haber ver sevgilim hala çukurdamı?Yaklaşık 90-100
metreden 2 tane domuz bir anda görünüp kayboluyorlar bana.Telsizle haber
veriyorum Hakan abiye.150 metre mesafeden 3 mermi atıyor, keyifle
seyrediyorum kaçışlarını.Köpek geldi sonunda.İzinden iniyor dere yatağına,
beklediğim hırmala ve ısırma sesi yerine kesik kesik havlamalar geliyor.
| Vay be koca
domuz hala nasıl canlı kaldın.Uçuyorum adeta bulunduğum yerden. İnerken
tepeden elde tüfek 2 de takla atıyorum .Allahtan kar var.Koşup yetişiyorum
domuzun düştüğü dere yatağına.Boynu kırılmış sanırım ,kafasını kaldıramıyor
ama köpek yaklaştıkça kalkmaya çabalar gibi yapıyor.Daha yakından bakınca
gerçekten ne kadarda büyük olduğunu görüyorum.Benim 25 metre altımda.Tüfeğin
ağzındaki sabotu çıkartıp bitirici kurşun olacak bir brenneke koyuyorum
tüfeğe.Acısına son veriyorum sevgilimin, kafasından bir toz çıkıyor sadece
.Tüfeğin sesini duyan köpek dalıyor domuza işte şimdi dakikalar önce
beklediğim ısırma sesleri gelmeye başlıyor.Sürekçiler gözüktükten sonra
domuzun yanına indim.Sesleniyorlar uzaktan,ne oldu diye .''Tamam''.Domuz tam
tuttuğum yerden boynundan vurulmuş.Merminin girdiği yer belli bile
değil.Yatarken attığım kurşun tam alnına girmiş.140-150 kilo civarında ,hani
şöyle karizmatik domuzlar olur ya,sağlılklı ,rengi hafif bozlaşmış ,herkül
gibi...onlardan. Dişler fena değil.23 cm civarı.Trofemi alacağım elbette ama önce fotoğraflar.Sonra baltayla burun operasyonu.Şu işin daha estetik bir yöntemi yok mu?Hayvan burunsuz kalınca çok içler acısı gözüküyor.İnsan üzülüyor. Bir gün ve 4 postanın sonunda toplam 11 yada 12 domuz vuruldu.Bunların 2 tanesi azılı.Çok istememe rağmen hiç kurt çıkmadı.Sezonun ilk azılısını vurdum.Gerek insanlarıyla gerek manzaralarıyla gereksede yakışıklı domuzlarıyla unutamayacağım bir avdı. Rasgele M.Uğur Barutcu |
|
| Bu muhteşem
Anıyı bizimle Paylaşarak Doyumsuz anlatımı ile Bize o anları dakika dakika
Yaşatan ve Domuz Avcısı Köşesinde yayınlanmasına izin veren Sevgili Uğur'a
sonsuz teşekkurlerimizle. Not : Resimlerin Üzerine Tıklayarak daha büyük Görüntülerine ulaşabilirsiniz. |