Sehir2den Son Kaçış
M. Uğur BARUTÇU
Daha bir hafta olmadan binalar yine üstüme üstüme gelmeye başladı.Trafik ,eksoz dumanı, suratı ekşi somurtkan insanlar ve savaş.Hep merak ederim neden bu kadar asık suratlıdır bizim insanımız,neden günaydını ,iyi akşamları ,teşekkür ederimi ve özür dilerimi bu denli karneye bağlı çıkartırlar ağızlarından.İşte böyle şehir klostrofobimin kırmızı seviyeye geldiği bir anda dayanamayıp çok sevdiğim ağabeyim Hakkı Aksoy'u gaza getirmeye başladım.''Sevgili Hakkı ağabeyciğim, geçen hafta şöylesine bir gezelim dedik 6 domuz çıktı hele bir tanesi breh breh ben diyeyim vinç tekeri sende merkep.Vuramadık ama ben bir tanesine attım.Çok domuz var bildiğin gibi değil'' şeklindeki muhabbet aralarına serpiştirilmiş ''büyük trofe'',''azılı'',''açık arazi'',''güzel kopoylar'' gibi kilit açma özelliği ihtiva eden kelimeleri doğru yerlerde kullanarak Hakkı ağabeyi fazla zorlanmadan 10 dakika içerisinde motive ettim. O da süpriz olmayacak şekilde kendisinden bekleneni yaptı ve geleneksel ''Ne zaman çıkıyoruz ? '' sorusunu sordu.
İstikamet Bilecik Söğüt.Benim için zevkli bir seromoni haline gelen av çantası hazırlığını yaptıktan sonra Cuma akşam saat 17:00 gibi düştük yollara.Altımızda V6 Pathfinder aklımızda Söğüt'ün onların tabiri ile ''yeğe'' domuzları.Gebze'ye kadar puanterim Ice mecburen eşlik etti bize.Hem bekar, hem avcı, hemde köpeğin varsa sıkıntında vardır.Ama bu sıkıntılı zamanlarda gerçek dostlar imdadına yetişir insanın.En az namlı usta avcı,babası Yanık Hüseyin kadar iyi avcı ,dünyalar güzeli insan Atilla Yanık ağabeyim sağolsun böyle seyahatlerde köpeğimin teşriflerini her zaman kendi setterleri ve puanterlerinin yanına kabul eder.Beni de götür diyen,bir oraya bir buraya devrilen baygın bakışlara zor dayanarak Ice 'ı kendisi gibi safkan ırkdaşlarının yanına bıraktım.Ah zavallı köpeğim benim. Bilse domuz avına gittiğimi…. Tunceli Pülümür'de düşen kınalının peşine gidipte burun buruna geldiği, sonrasında kaçacak delik aradığı domuz aklına gelecek ve hiç sızlanmadan günün keyfini çıkartacak.
Yaklaşık 250 km süren keyifli bir yolculuktan sonra Söğüt'te güleryüzlü kulüp başkanı Hüseyin Sarı ve İbrahim Curca tarafından karşılandık.Av dolu ,domuz kokulu tatlı bir sohbet tüm yorgunluğumuzu aldı ancak ''sabah kalk'' saat 05:30 olduğundan otelimize dinlenmeye çekildik.Ne dinlenmek ama !! Hakkı ağabeyle aynı odada kalma hatasını ikinci kere yapıyorum .Neyse ki silikon kulak tıkaçları her daim mevcut,beni böyle anlarda tıpkı air bag yada emniyet kemeri gibi hayata bağlayan vazgeçilmez bir aksesuar artık benim için.
Sabah sıkı bir çorbadan sonra Karamürsel'den domuzcu arkadaşlarında gelmesiyle av sahasına doğru yola çıktık.Av yapacağımız bölge seyrek bodur meşelik ,yer yer kayalık ve makilik .Nisan ayının içersinde olmamıza rağmen halen kuzey yamaçlarda karlar göze çarpıyor.Eriyen karların yumuşattığı toprak bizi düşündürürken arkasında balık istifi bir römork köpek olan minibüs dolusu insanın ne yapacağını kestirmekte zorlanıyoruz.Onlar kuru ve alttan geçen yolu tercih ederken biz 4x4 e güvenerek onlardan kaçan domuzları önlemek amacıyla yayladan bir yarım ay çizerek köpeklerin domuz kovacakları istikameti kesiyoruz.
Adı ister benim için kısmet ,azılı için kader olsun bu sezon daha hiç dişi domuza tüfek atmadım.Bu aylarda atmaya da hiç niyetim yok.Belki farkedemeden heyecanla bir kabahat işlerim diye domuzun gelme ihtimali olan en açık yeri seçiyorum kendime.Yinede içimde önüne geçemediğim bir sıkıntı var .Hakkı ağabeyden eminim nasılsa o da atmaz ama herkes bizimle aynı fikirde değil. Başkaları vuracak nasılsa yalnız değiliz ekipte.Yaklaşık yarım saat sonra uzaktan köpek sesleri gelmeye başlıyor. Üç el tüfek sesi.Ses duyulmaz oldu artık ,vuruldu sanırım.Başka domuz yokmu memlekette diyerek bekliyorum sabırla.Güneş yükseldikçe ağırlık çöküyor üstüme.Pırıl pırıl bir hava ,dişileri için ceng eden gürültücü kestane kargaları.Aklım bir altımdaki daha hakim yerde kaldı.Gidip bakınca gerçektende tam bir geçit olduğunu farkediyorum.İlk durduğum yer nispeten kayalık.Ancak 60-70 metre altımda, yolun alt tarafından gelen civar köyden bir arkadaş olduğunu görüyorum.Bana yapılsa kızarım ama nede olda İstanbullardan geldik buraya. Misafiriz, o kadarcık hoşgörüyü hak ediyoruz diye düşünerek yer tutuyorum orada.
En sevdiğim domuz kaçak olanıdır.İşin püf noktası sesizlik ve rüzgarı iyi hesap etmektir.Saatlerce beklersin bazen ama sabrını ve ümidini yitirmezsen, avı o seni fark etmeden fark edersen bir adım önde başlarsın mücadeleye.Buradan gelirse şöyle atarım oradan gelirse böyle atarım diye düşünürken uzaklardan bir köpek sesi peydah oluveriyor birden.İp çekme bana geliyor ses.Benim için av başladı.O an ki heyecanı tarif etmek imkansız.Bunu ancak biz avcılar biliriz.Köpeğin hareretli ve düz kovuşundan önündekinin domuz olduğu belli.Ses bir anda sağıma kayıyor .Yanıldım mı diye kulak kabartıyorum ancak vakit kaybı.Beklememek lazım .Vites küçültüp sarıyorum son sürat az önce indiğim rampaya.Komşunun tavuğu ötekine kaz görünürmüş.Be adam beklesene yerinde.Domuz kucağıma gelecekti eski yerimde dursaydım.Kalbim küt küt yapraklı meşelerin içine dalıyorum bir anda.Adrenalin çoktan yol patika arama sınırlarını geçmiş,önüme dağ çıksa tünel açacağım bu hızla.İçimden hem domuzun önünü kesebilecekmiyim diye düşünüyorum hemde dua ediyorum,erkektir inşallah.130-140 metre yukarıdan gürültüyle kalkan karatavuklar belli ediyor domuzun yerini.Ve işte o an ….yelesini dikmiş güneşte yaldır yaldır yanarak iniyor Söğüt ''yeğesi'' karşı yamaçtan aşağı.Köpeği satmış anlaşılan ,biraz önce hararetle kovan köpeğin sesi çok uzaktan geliyor halen.Tam karşı yamaçtaki patikaya iniyor ve birden patikanın bana bakan tarafındaki yüksek ve sık çalı kümesinin arkasında dinlemeye alıyor kendini. Aramızdaki mesafe 100 metre civarında.Eğer dere yatağını geçip düz gelirse ne ala ancak dereye inip sağa yada sola dönerse 2 durumda da bu benim azılıyı son görüşüm olur.Domuzun kendini gösterme ihtimalini düşünerek bir süre tüfek yüzümde bekliyorum ama az önce ki rampa etkisini çoktan göstermiş durumda.Bu soluk alış verişiyle değil domuz, karşımda fil olsa zor tutturum hedefi.Arpacık her nefeste bir yere bir göğe deyiyor adeta.Hem tüfeği indiriyorum hemde balerin edasıyla süzülüyorum domuza doğru.Bu yakınlaşmayı izi kaybeden acemi kopoya borçluyum. Sonradan mesafe ölçerle bakıp 70 metre olduğunu gördüğüm bir noktada domuz hareketleniyor bir anda. Artık yapacak bir şey yok süratle tüfeği yüzleyip çekiyorum tetiği……..
Yuvarlanışından belli , iyi yerine denk getirdik kurşunu ama akıbeti ne oldu öğrenmek lazım.Bulunduğum yerden görmeye imkan yok .Tüfeğe bir kurşun daha sürüp ağzındakini de kontrol ederek iniyorum domuzun yanına .İçimden bir ses köpeği bekle diyor ama ya yaralıysa .Köpeğin tüfeği yok ki.Kopoyu kestirmek korkusuyla hızlanıyorum biraz daha.Domuz dereye düşmüş ortalığı homurtu götürüyor.Yedirmeyelim kendimizi diyorum içimden ,tarifsiz bir heyecan.Seslerden anlıyorum domuzun debelendiğini.Domuzu görebileceğim mesafe 6-7 metre civarı.Gözü karatıp dalıyorum içeri.Oturmuş beni bekliyor azılı,beli kırılmış.Dişiler,yavrular hatta bazen genç erkekler bile belleri kırıldığında acıdan bağırıp ortalığı yıkarlar ama azılılar hep mağrurdurlar sadece kükrer ve homurdarlar.Dişlerini kırmamaya dikkat ederek bir kurşun gönderiyorum kulağına.Ortalama 5 yaşlarında 24 cm civarı ve 130 kg 'ı geçmeyecek güzel bir azılı.Köpek geldikten sonra av yerime dönüyorum yine.Bende bu şans olduktan sonra bir tane daha yıkarım nasılsa.
Av devam ediyor ama benim şişim indi.Eh biraz gevşedim tabiki o anda.Gözümde güneş gözlüğü bir elimde kuru incir bir elimde kola uzaklardan gelen ince köpek sesini dinledim bolca.Telsiz anonsundan Hakkı ağabeyin meraklı sesi ''Ne oldu? Kim attı? ''.Ben attım dedim, latife olsun diye de kaçırdığımı söyledim.Tüfek seslerinin aralıklı gelmesinden inanmadı önce sonrada çok üzüldü çünkü beraber son katıldığımız bir avda olmayacak yerden bir azılıyı traşlamıştım.Vurduğumu söylediğimde çoşkuyla avın kanlı olsun dedi.
İki köpek halen av peşindeler ses bir geliyor bir gidiyor.Dönüp duruyor kopoylar.Belli tilki bu.Hiç sevmem tilkiyi tüm avı bozar ,esir eder köpekleri peşinde.Köpeksiz görsem vurmak aklıma bile gelmez av bozulur diye ama biri vursa keşke şunu diye düşünmekten alamıyorum kendimi.Derken gösteriyor kendini bizim kurnaz. Domuzun indiği yamacın solunda.Yaklaşık doksan metre mesafede.Yerden destekli tam tetik keseceğim anda başlıyor yürümeye. Niyetlendik artık diyerek asılıyorum tetiğe.Bir kaç dakika sonra hırsla silkeliyor kopoyların ince seslisi tilkiyi.Hiç üşenmeden kan ter içinde gidip alıyorum avımı.Sabot kurşun kafanın yarısını almış.Tilkide olsa benim avım.Yatırıyorum usulca azılının yanına onuda.
Önce İbrahim Curca ve Tırmık Ahmet ağabeyler sonrada Hakkı ağabey geliyor yanıma .Fotoğrafları çektikten sonra başlıyoruz dişçiliğe……
Diğer ekibe ulaştığımızda 7 domuz kaldırıldığını tüfek atıldığını ancak vurulamayıp postayı yardıklarını öğrendim.Bir de ayı kalkmış neyse ki görenler atmayı bile düşünmemiş .Yaklaşık 25 kişinin katıldığı bu avda bir azılı vuruldu o da bana denk geldi.Bazen şans ,bazen doğru yeri tutma bazende taban kuvveti yorumunu yapıyorum kendi kendime.Aslında bu üç unsur birleştiğinde bir şekilde karşılaşıyor avcı domuzla.Av sonrası Samralı Muhsin'in klarneti eşliğinde Hakkı ağabey,İbrahim ağabey ve Hüseyin'le bol rakılı bir muhabbet yapıyoruz.
Akşam yatağa yattığımda domuzun çatırtısına kalkan karatavukları duyuyorum bir kez daha.Azılının ölmeden saniyeler önce ,yattığı yerden bana bakışı, kocaman gözleri hiç çıkmıyor aklımdan.Bu defa sen kazandın diyen içimi burkan o bakış.
Rasgele.
M.Uğur Barutcu
|
|
|
![]() |
|
|
|