|
YÜKSELEN DEĞER, AV-YABAN HAYATI VE ÇEVRE ÜZERİNE
Ülkemizde av-yaban hayatı ve çevre üzerine son yıllarda artan ilgi, üst kültür
olarak kabul edilen bu değerlerin, sivil toplum örgütlerince benimsenerek
tartışmaya açılması, her şeyden önce avcıların bu konulardaki heyecanı,
iyi günlerin geleceğinin habercisi sayılmalıdır.
Dünyada gelişmiş ülkelerin Yaban Hayatı İşletme Büroları, ekonomi,
estetik ve bir çok hobi olanakları sunmak üzere görev yapmaktadırlar. Bu büroların
bir çok hedeflerinden birisi de, insanların toprakları yaban hayatı
gereksinmeleri ile kullanmalarının eşitliğinin sağlanmasıdır.
Ayrıca sorumluluk alanındaki bölgelerde bir çok bilimsel çalışma ve araştırma
programları ile desteklenerek, yaban hayatının geliştirilmesi ve hobi fırsatları
için vatandaşların kullanımına sunulmaktadır.
Her yıl milyonlarca Geyik, Karaca avlanılan ülkelerde, populasyonun yıllık
olarak %3-5 civarında artmakta olduğunu, bunun bir hasat programı çerçevesinde
düşünülmesi gerektiğini, çevreci dostlarımız artık bilmeli, kör inatlaşmadan
kaçınmalıdırlar. Yaban hayatı populasyonu habitatın taşıma kapasitesi sınır
değerlerinin üstünde olması, beslenme rekabeti ve patojen organizmaların
ortaya çıkması nedeniyle populasyonun giderek yok olmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle gündeme gelen hasat programları ile sağlanan kaynaklar, yaban
hayatının korunması ve geliştirilmesinde kullanılarak, sürdürebilir yaban
hayatı oluşturulmaktadır.
Bu bağlamda kaynağı kullanan avcıların önemi artmaktadır. Dünyanın her
tarafında yaban hayatından sağlanan kaynaklar avcılardan karşılanmaktadır.
Avcılık felsefesini bilen ve kültürünü yaşatan avcıların, av ve yaban
hayatına her kesimden fazla sahip çıkacağı unutulmamalıdır. Tarihe baktığımızda
ilk çevrecilerin gerçek avcılar olduğunu görürüz. Gerçek avcıların ve
çevrecilerin son yıllarda aynı platformda buluşmaları, av ve yaban hayatının
yeniden yapılanması için gerekirse bazı türlerin avlanılmasına 1-2 yıl
gibi kısıtlar getirilmesinin avcılar tarafından önerilmesi, iyi niyetli bir
birlikteliğin başlangıcı olarak kabul edilmelidir.
Hayatın ta kendisi olan Felsefe içersinde, Avcılık Felsefesinin olmaması düşünülemez.
İnsan oğlunun en güçlü iç güdülerinden biri olan avcılık her insanda
bastırılmış olsa dahi vardır. İnsanın hamurundaki avcılıktan kaçması,
onu dışlaması mümkün olmasa gerek. Avcılıkta önceliğin öldürmek fiili
değil, avlanma süreci olduğu felsefi olarak ifade edilmektedir. Avcılık avcı
ve avın birbirlerini takibi sonucu olarak birinin diğerine üstünlüğüdür.
Bu çoğu zaman da avın lehine bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.
Avcılığın etik kurallar çerçevesinde yapılması durumunda şartların
hemen hemen eşitlendiği dikkate değerdir. Çünkü; insan oğlunun aklı ve
alet kullanımı karşısında yaban hayvanlarının yabanıl refleksleri,
fiziksel üstünlükleri ve gelişmiş duyuları birbirlerini şaşırtıcı bir
şekilde dengelemektedir.
26 Ağustos- 4 Eylül tarihleri arasında Johannesburg'ta yapılacak olan çevre
zirvesi öncesinde, nesli tükenmekte olan yaban hayvanlarımızın populasyon
envanterinin yapılması ve habitatlarının sıkı bir koruma statüsüne alınması
büyük önem arz ediyor. Alan çalışmalarına dayanan projeler ile ülkemizin
saygınlığı artırılacağından kuşku duyulmamaktadır. Gerçek avcıların
ve çevrecilerin alan çalışmalarında buluşmaları, yapıcı birlikteliğin
başlangıcı olabilir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere avcılığın dışlanamayacağı,
insanın doğasında bulunan bir olgu olarak kabul edilmesi gerektiği, aynı
zaman bir kültür olduğu, en son olarak ta ekonomik yarar sağladığı düşünülürse,
avcılığın yadsınamaz bir gerçek olduğu anlaşılmaktadır. Çevresel değerlere
bağlı sürdürebilir bir av ve yaban hayatı için, kendisini son korumacı
hisseden her kesime büyük bir sorumluluk düşmektedir. Artık üretken
olmayan boş tartışmalardan, çekişmelerden, kıskançlık histerilerinden arınarak,
ülkemiz için bir şeyler yapmanın onur ve gururu içinde çabalamamızın tam
sırası olduğunu, bir kez daha anımsatmayı görev kabul ettiğimi tüm
kesimlere saygı ile duyuruyorum.
Erkan KAYAÖZ
|